Albert Einstein Kimdir?

Albert Einstein, 14 Mart 1879 tarihinde Württemberg Almanya’da doğmuştur. Özel görelilik kuramı ve genel görelilik teorilerini geliştiren ve Nobel Fizik Ödülü'nü kazanan Almanya doğumlu bir fizikçidir. 18 Nisan 1955 tarihinde New Jersey’de ölmüştür.

Fizik ve matematik alanlarında yaptığı çalışmalar sayesinde 1921’de Nobel Fizik Ödülü'nü kazanmıştır. Sadece bununla kalmayarak icatları ve çalışmaları ile ön plana çıkmıştır. 1921'de fotoelektrik etkiyi açıkladığı için Einstein genellikle 20.yüzyılın en etkili fizikçisi olarak kabul edilir.

Albert Einstein Neyi İcat Etmiştir?

Fizik ve matematik alanında çalışmalar yapan Einstein, yaşamı boyunca yaptığı bu çalışmalar ile birlikte icatlar da ortaya koymuştur. Albert Einstein'ın icatları şunlardır:

  • Gaz absorbsiyonlu ısı pompası (Absorbsiyonlu ısı pompası temel olarak elektrik enerjisinin kullanılmadığı bir ısı pompasıdır. Güneş enerjisiyle ya da jeotermal enerji ile ısıtılmış su gibi bir ısı kaynağıyla çalıştırılır.)
  • Einstein buzdolabı (Einstein buzdolabı, hareketli parçası olmayan, sabit basınçta çalışan ve çalışması için sadece bir ısı kaynağı gerektiren bir soğurma buzdolabıdır.)
  • İş kullanıcılarının verilerine dayalı olarak ilgili kalıpları otomatik olarak keşfetmelerini sağlayan yapay zekâ destekli analitik.

Einstein'ın Genel Görelilik Kuramı Nedir?

Einstein tarafından 1915 yılında yayımlanan genel görelilik kuramı, kütle çekimin geometrik teorisidir ve modern fizikte kütle çekiminin güncel açıklamasıdır. Genel görelilik, özel göreliliği ve Newton'un evrensel çekim yasasını genelleştirerek yerçekimin uzay ve zamanın veya dört boyutlu uzay-zamanın geometrik bir özelliği olarak birleşik bir tanımını sağlar.

Einstein'ın Kütle-Enerji Eşitliği Formülü Nedir?

Einstein’ın kütle-enerji eşitliği formülü E=mc²’dir.

E: Cismin enerjisi (joule)

m: Cismin kütlesi (kilogram)

c²: Işık hızının karesinin sayısal değeri

Bu formül, enerji ile kütle arasında ilişki kurar. Bu formülde boşluktaki ışık hızının karesi, kilogram başına ne kadar nükleer enerji düştüğünü belirtir. Bir maddede kilogram başına, boşluktaki ışığın metre/saniye−1 cinsinden hızının karesinin sayısal değeri kadar enerji (joule) düşer.

Einstein'ın Akademik Kariyeri

Einstein'ın teorik fizikçi olarak ünü arttıkça akademik kariyer fırsatları da artmıştır. Bern Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olduktan bir yıl sonra, Zürih Üniversitesi'nde fizik doçenti pozisyonuna atanmıştır. Daha sonra 1911'de Prag Üniversitesi'nde profesör olmuştur. Bir yıl sonra tam profesör olarak Zürih'e dönmüştür. Akademik hayatı, Berlin Üniversitesi'nde profesör ve Prusya Bilimler Akademisi üyesi olduğunda zirveye ulaşmıştır. Berlin Üniversitesi'nde Einstein, herhangi bir öğretim görevi olmaksızın bir profesörün maaşını almıştır. Bu, tam zamanlı olarak araştırmaya ve yeni teoriler geliştirmeye odaklanmasına izin vermiştir. O da Kaiser Wilhelm Enstitüsü Direktörü olarak görev yapmıştır. Einstein 1930'ların başına kadar Berlin Üniversitesi'nde devam etmiştir.

Albert Einstein Çalışmaları

Albert Einstein uzay araştırmaları, ışık ve atom enerjisi uygulamaları gibi bilimdeki önemli gelişmelere katkıda bulunan çalışmalarıyla ünlüdür.  Teorileri bilim adamlarının enerji, madde, yerçekimi, uzay ve zamana bakmanın yeni yollarını anlamalarına yol açmıştır. Albert Einstein’ın çalışmaları şunlardır:

  • Genel Görelilik Kuramı: Genel görelilik kuramı, 1915 yılında Albert Einstein tarafından yayımlanan, kütle çekimin geometrik teorisidir ve modern fizikte kütle çekiminin güncel açıklamasıdır.
  • Özel Görelilik Kuramı: Özel görelilik kuramı veya izafiyet teorisi, uzay ve zaman arasındaki ilişkiyi açıklayan bilimsel bir teoridir. 
  • Kütle-Enerji Eşitliği Çalışması: Bu çalışma enerji ile kütle arasında ilişki kurar. Formüldeki boşluktaki ışık hızının karesi, kilogram başına ne kadar nükleer enerji düştüğünü belirtir.
  • Fotoelektrik Etki: Fotoelektrik etki ya da fotoemisyon, ışık bir maddeyi aydınlattığında elektronların ya da diğer serbest taşıyıcıların ortaya çıkmasıdır. 
  • Brown Hareketi ve İstatiksel Fizik: Brownian hareketi, bir ortamda (bir sıvı veya gaz) asılı kalan parçacıkların rastgele hareketidir.
  • Bose-Einstein İstatistiği: Bose-Einstein istatistikleri, etkileşmeyen, ayırt edilemez parçacıkların bir koleksiyonunun termodinamik dengede bir dizi kullanılabilir ayrı enerji durumunu işgal edebileceği iki olası yoldan birini tanımlar.
  • Kuantum Fiziği ve Belirsizlik İlkesi: 1930 yılında belirlenemezlik ilkesinin zaman ve enerjinin aynı anda ve doğru olarak saptanamayacağı anlamına geldiğini fakat bunun bir deney ile geçersizliğinin gösterilebileceği açıklanmıştır. Bunu dinleyen Bohr, uykusuz bir geceden sonra Einstein’ın düşünüşündeki hataları bularak “belirlenemezlik ilkesinin” yaygın olarak kabulünü sağlamıştır.
  • Kozmoloji ve Birleşik Alan Kuramı: Evrenin sabit olduğunu düşünen Einstein, parametreler arasındaki çelişkiyi çözmek için kuramına kozmolojik sabit eklemiştir. Einstein, Princeton'da fizik çalışmalarını sürdürürken, genel göreliliği elektromanyetik kuramına bağlayan bir birleşik alan kuramı üzerinde çalışmış ama başarılı olamamıştır.
  • Manhattan Projesi: Manhattan Projesi, nükleer silah üretmek üzere II. Dünya Savaşı sırasında ABD, Kanada ve İngiltere tarafından başlatılan projedir.

Özel Görelilik Kuramı

19. yüzyılın sonlarında Michelson-Morley deneyi, ses ve başka dalga olaylarının tersine, ışık hızının referans sistemine göreceli olmadığını göstermiştir. O dönemde sesin hava aracılığıyla yayıldığı gibi ışığın da esir denen gizemli bir ortamda yayıldığı düşünülmüştür.

Einstein, ışık hızının sabit olduğunu ve ışığın yayılması için esir ortamının gerek olmadığını ve mekân zaman ve hareketin izafi olaylar olduğunu düşünmüştür. Çalışmalarının sonucuna varırken iki ilkeyi varsaymıştır. Görelilik ilkesi sabit hızla hareket eden bütün gözlemciler için geçerlidir ve ışığın hızı bütün gözlemciler için c'dir. Einstein'ın kuramı ile sabit hızla hareket eden iki gözlemcinin matematik hesap ile aynı olayın gözlemcilere göre yer ve zamanı belirlenebilme imkanına sahiptir. Bu kuram, Newton'un her yerde aynı işleyen, herkes için aynı "mutlak zaman" fikrini yıkmıştır. E=mc² düşüncesinin kökeni bu kuramdır.

Genel Görelilik Kuramı

Özel görelilik kuramı düzgün, doğrusal ve ivmesiz hareket eden sistemlerle sınırlıdır. Genel görelilik kuramı ise birbirine göre ivmeli hareket eden sistemleri de kapsamaktadır. Birinci kuram, kapsamı daha geniş olan ikinci kuramın özel bir hali sayılabilir.

Genel görelilik, gravitasyon kavramına yeni bir bakış açısı getirmiştir. Klasik mekanikte gravitasyon, kütlesel nesneler arasında çekim gücü olarak algılanmıştır. Örneğin dünyayı yörüngede tutan, kütlesi daha büyük Güneş'in çekim gücü olmuştur. Genel görelilik kuramına göre ise gezegenleri yörüngelerinde tutan, yörüngenin yer aldığı uzay kesiminin Güneş'in kütlesel etkisinde kavisli bir yapı oluşturmasıdır. Genel görelilik kuramı, gravitasyon ile eylemsizlik ilkesini gravitasyon alanı adı altında birleştirmiştir.

Kütle-Enerji Eşitliği

Albert Einstein, enerjinin ışık hızının karesiyle maddenin kütlesinin çarpımına eşit olduğunu bularak kendisine kadar süregelen bir yargıyı yıkarak bilim dünyasında yeni bir çığır açmıştır. Ondan öncesinde kütle ile enerji arasında bir bağlantı kurulmamıştır ve ayrı olgular oldukları varsayılmıştır. 19. yüzyılda kimyagerlerin hassas aygıtları olmadığı için kimsenin dönüşüm sonrası kütle kaybından haberleri olmamıştır. Basit tepkimeler sonrası oluşan kütle kaybı fark edilememişti. Einstein ise bütün bilinenleri yıkarak çağdaş bilimin temel taşlarını atmıştır. Ona göre her şey enerjidir, yani maddeler de çok yoğun enerjilerdir. Kimyasal reaksiyonlar sonrası küçük de olsa kütlenin bir kısmı enerjiye dönüşmektedir. Bu durumu açıklamak için eşitliğin az farklı formülasyonu E=mc² ilk defa Albert Einstein tarafından 1905'te ünlü makalelerinde yayımlanmıştır. Aynı yıl önermiş olduğu özel görelilik kuramının bir sonucu olarak türetmiştir.

Fotoelektrik Etki

Einstein öncesinde ışık, kimi bilim adamları tarafından tanecikler akımı, kimileri tarafından da dalga devinimi olarak nitelendirilmiştir. 19. yüzyılın başlarında Young’la başlayan, Fresnel ve daha sonra Faraday ve Maxwell’in çalışmalarıyla pekişen deneyler dalga kuramına belirgin bir üstünlük sağlamıştır. Einstein’ın fotoelektrik çalışması hem bu gelişmeyi tersine çevirmiş hem de Planck’ın 1900’de ortaya sürdüğü kuantum teorisini de çarpıcı bir biçimde doğrulamıştır.

Üzerine ışık düşen bazı maddeler elektron salmaya devam etmişlerdir. Parlak ışıklar daha fazla elektron salmış fakat enerjileri artmamıştır. Sarı ve kırmızı ışıklar pek az elektron salmıştır. Klasik fizik bu durumu dalga kuramı ile açıklayamamıştır. Einstein bu soruna Planck kuramını uygulamıştır. Sonradan foton adı verilen belirli enerjili bir kuanta, maddenin atomu tarafından soğrulmakta, böylece belirli enerjide bir elektron atomdan alınmaktadır. Einstein bu çalışması nedeniyle 1921 yılında Fizik Nobel Ödülünü kazanmıştır.

Brown Hareketi ve İstatistiksel Fizik

1850’lerde İngiliz botanikçisi Robert Brown, mikroskoplarla polenleri incelerken taneciklerin su içinde rastgele sıçramalarla devinim içinde olduğunu gözlemlemiştir. Fakat bu gözlem 1905'e dek açıklamasız kalmıştır.

Brown'a göre asıltının içinde bulunduğu su, Maxwell ve Boltzman kinetik kuramı çerçevesinde hareket eden moleküllerden oluşuyorsa asıltı parçacıklar gözlendiği gibi titreşirler. Su içindeki bütün cisimler her yönden ve sürekli olarak moleküllerle itilirler.

Einstein hareket ile molekül büyüklüğü arasındaki matematik ilişkiyi saptamış ve böylece molekül ve atomların büyüklüğünü hesaplamak mümkün olmuştur. Bu açıklamadan üç yıl sonra Perrin, Brown hareketi üzerinde deneyler yaparak Einstein’ın hesaplarını doğrulamıştır.

Bose - Einstein İstatistiği

Einstein ve Hint fizikçi Nath Bose, 1925'te yoğun bir gaz kütlesinin mutlak sıfır sıcaklığına düşürüldüğünde atomların kendi özelliklerini kaybedeceği ve bir bütün halinde dev bir tek atoma dönüşecekleri sonucuna varmışlardır. Bose’un fotonlar için kullandığı metotları ayırt edilemez parçacıklar için genelleştiren Einstein, yaptığı çalışmalarda etkileşmeyen parçacıklardan oluşan bozon gazının tek bir kuantum durumuna yoğuşabileceğini göstermiştir.

Kuantum Fiziği ve Belirsizlik İlkesi

Einstein, 1930 yılında belirlenemezlik ilkesinin zaman ve enerjinin aynı anda ve doğru olarak saptanamayacağı anlamına geldiğini fakat bunun bir deney ile geçersizliğinin gösterilebileceğini açıklamıştır. Bunu dinleyen Bohr, uykusuz bir geceden sonra Einstein’ın düşünüşündeki hataları bularak belirlenemezlik ilkesinin yaygın olarak kabulünü sağlamıştır.

Niels Bohr ile Tartışmaları

Fotoelektrik olayını açıklayan Einstein kuantum kuramının gelişimine büyük katkıda bulunmuştur ama kuramın geliştiği yönden hiç memnun değildir. Heisenberg’in belirlenemezlik ilkesini kabul etmeyerek Tanrı zar atmaz demiştir. Niels Bohr da kuantum kuramının gelişmesinde önemli rol oynamış fizikçilerden birisidir. Einstein'ın bu fikirlerine katılmamıştır. Einstein ve Bohr arasında birbirine saygılı bir biçimde, dostça bir tartışma sürmüştür. Einstein çeşitli düşünce deneyleri ile kuantum kuramının belirlenemezlik ilkesini çürütmeye çalışmıştır fakat Bohr bu eleştirilere tutarlı cevaplar vererek Einstein'ı ve dünyayı ikna etmeye devam etmiştir. Einstein sonradan belirsizlik ilkesini çürütmeye çalışmaktan vazgeçmiştir ve kuantum mekaniğinin fiziksel gerçekliği anlatmakta yetersizliği fikrini savunmaya başlamıştır.

Kozmoloji

Einstein evrenin sabit olduğunu düşünerek parametreler arasındaki çelişkiyi çözmek için kuramına kozmolojik sabit eklemiştir. Einstein sonradan belirsizlik ilkesini çürütmeye çalışmaktan vazgeçmiştir ve kuantum mekaniğinin fiziksel gerçekliği anlatmakta yetersizliği fikrini savunmaya başlamıştır. Sonrasında evrenin sürekli genişlediği anlaşılınca Einstein bu sabiti "en büyük hatam" olarak nitelemiş ve denklemlerinden çıkarmıştır.

Birleşik Alan Kuramı

Fizikte, birleşik alan teorisi, genellikle temel kuvvetler ve temel parçacıklar olarak düşünülen her şeyin bir çift fiziksel ve sanal alan cinsinden yazılmasına izin veren bir tür alan teorisidir. Fizikteki modern keşiflere göre, kuvvetler etkileşen nesneler arasında doğrudan iletilmez. Bunun yerine alan adı verilen aracı varlıklar tarafından tanımlanır ve kesilir. Ancak klasik olarak alanların dualitesi tek bir fiziksel alanda birleştirilir. Bir yüzyıldan fazla bir süredir birleşik alan teorisi açık bir araştırma hattı olarak kalmıştır ve bu terim, genel görelilik teorisini elektromanyetizma ile birleştirmeye çalışan Albert Einstein tarafından icat edilmiştir. Her Şeyin Teorisi ve Büyük Birleşik Teori, birleşik alan teorisi ile yakından ilişkilidir ancak doğanın temelinin alanlar olmasını gerektirmemesi ve çoğu zaman doğanın fiziksel sabitlerini açıklamaya çalışmasıyla farklılık gösterir. Klasik fiziğe dayalı daha önceki girişimler, klasik birleşik alan teorileri hakkındaki makalede anlatılmıştır.

Birleşik alan teorisi hedefi, gelecekteki teorik fizik için büyük ilerlemelere yol açmıştır ve ilerleme devam etmektedir.

Einstein'ın Eserleri

Fiziğin ve bilimin öncüsü olan Einstein, bilgileri ve deneyimlerini aktardığı kitaplar ve makaleler de yayımlamıştır. Einstein'ın eserleri şunlardır:

  • Görelilik; Özel ve Genel Kuram: Popüler Bir Yorum (1920): Einstein’ın kuramları hakkında
  • Tek Atomlu ideal Gazların Kuantum Kuramı (1924): Einstein’ın kuramları hakkında
  • Brown Hareketi Kuramı Üzerine Araştırmalar (1926): Einstein’ın kuramları hakkında
  • Siyonizm Hakkında (1930): Dini görüş hakkında
  • Niçin Savaş (1933): Savaşlar hakkında görüşler ve insanların psikolojik durumu yer alır.
  • Gördüğüm Kadarıyla Dünya, Denemeler (1934): Albert Einstein'ın hayata, yaşadığı dünyaya ve bilimsel çalışmalarına dair görüşleri yer alır.
  • Felsefem (1934): Einstein’ın felsefesi yer alır.
  • Fiziğin Evrimi, Leopold Infield ile birlikte (1938): Leopold ile fizik hakkında görüşler yer alır.
  • Otobiyografik Notlar, Denemeler (1949): Einstein’ın kendi hakkındaki bilgileri yer alır.
  • Işığın Oluşumu ve Dönüşümü Üzerine Bir Görüş (1905): Işığın oluşumu hakkındaki görüşleri içerir.
  • Durağan Bir Sıvı İçindeki Asıltı Parçacıklarının Moleküler Kinetik Kuramı Çerçevesindeki Hareketleri Üzerine (1905): Kinetik kuram hakkında bilgiler yer alır.
  • Hareketli Cisimlerin Elektrodinamiği (1905)
  • Bir Cismin Eylemsizliği Enerji içeriğine Bağlı mıdır? (1905): Eylemsizlik hakkında
  • Brown Hareketi Kuramı Üzerine (1906): Kuramları üzerine bilgiler içerir.
  • Işığın Salınımı ve Soğurumu Kuramı Üzerine (1906): Işık üzerine bilgiler içerir.
  • Işınımın Planck Kuramı ve Özgül Isı Kuramı (1907): Işınım üzerine bilgiler içerir.
  • Genel Görelilik Kuramı'nın Temelleri (1916): Einstein’ın kuramlarından biri olsan Genel Görelelik Kuramı’nın hakkındadır.

Einstein'ın Politik Görüşleri

Einstein'ın siyasi görüşleri, ünü ve dünya çapındaki siyasi, insani ve akademik projelere katılımı nedeniyle 20. yüzyılın ortalarına kadar kamu yararına olmuştur. Einstein bir barış aktivisti, dünya federalizminin ve dünya hukukunun sıkı bir savunucusudur. Özellikle sonraki yaşamında sosyalizmden yanadır ve 1949'da yazdığı "Neden Sosyalizm?" başlıklı makalesinde ekonomik görüşlerini detaylandırmıştır. Einstein'ın toplumdaki görünür konumu, Nazi hareketinin yükselişi nedeniyle birçok insanın susturulduğu bir zamanda açık sözlü hatta kışkırtıcı bir şekilde konuşmasına ve yazmasına izin vermiştir. Bir zamanlar Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşarken, Einstein genellikle Afrikalı Amerikalıların kötü muamelesine karşı çıkmıştır ve çeşitli sivil örgütlerle çalışmıştır. Einstein hem işçi Siyonizm’inin hem de Yahudi-Arap iş birliğinin önde gelen bir destekçisidir.

Einstein'ın Dini Görüşleri

Albert Einstein'ın dini görüşleri geniş çapta incelenmiş ve sıklıkla yanlış anlaşılmıştır. Albert Einstein, Baruch Spinoza'nın panteist Tanrısına inandığını belirtmiştir. Naif olarak nitelendirdiği bir görüş olan, insanların kaderi ve eylemleriyle ilgilenen kişisel bir Tanrı'ya inanmamıştır.

Albert Einstein'ın Kişilik Özellikleri Nelerdir?

Albert Einstein, çok başarılı bir bilim adamıdır. Einstein’ın başarılı olmasını sağlayan kişilik özellikleri şunlardır:

  • Meraklı; bu özelliğe sahip olması onu daima araştırmaya ve öğrenmeye iteklemiştir. Bu da başarısının bir parçasıdır.
  • Zeki; bu özelliği Einstein’a bilgileri çabuk kapmasında yardımcı olmuştur.
  • Özverili; Einstein’ın bu özelliği ona disiplin ve azim getirmiştir. Bu da başarının anahtarıdır.

Albert Einstein IQ Seviyesi Kaç?

Tarihte yaşamış ve yüksek zekâları ile bilinen isimlerin IQ seviyeleri hep merak edilmiştir. Fiziğin öncülerinden olan Albert Einstein'ın IQ seviyesi ise biyografik bilgilere dayanarak ölçülmüştür ve 160’tır.

Einstein Yılda Kaç Saat Uyuyordu?

Albert Einstein insanların ne kadar uykuya gereksinimi olduğunu ölçmek için beyin dalgalarını incelemeye çalışmıştır. Albert Einstein bu nedenden dolayı günde tam 10 saat uyuyarak beynini önemsediğini belirtmiştir. Ortalama olarak gününün % 40-45’lik kısmını uykuya ayırmıştır.

Einstein Beyninin Kaçta Kaçını Kullanıyordu?

Einstein beyninin % 10’luk kısmını kullanmıştır. Uzun yıllardır dünya çapında yayılmış olan Einstein’ın başarılarının da etkisinin bulunduğu bu tartışmadaki beynin kullanıma dair olan söylentiler, Albert Einstein'ın da görüşlerini destekleyince fazlasıyla kabul görmüştür.

Einstein Kaç Yaşına Kadar Konuşamadı?

Albert, okula başlamadan önce konuşma zorlukları yaşamıştır. Annesi ve babası kaygılanarak onu doktora götürmüşlerdir. Einstein çocukluğunun geç dönemlerine kadar düzgün bir şekilde konuşamamış ve 7 yaşına kadar tutuk şekilde konuşmuştur. Bu gerçeklik genellikle tekil bir şekilde fiziğe yatkın zekasıyla, müzik yeteneğiyle, belli rutinlerde diretmesiyle ilişkilendirilir hatta bazılarının Einstein'ın Asperger Sendromu olduğunu söylemesine sebep olmuştur. Bu sendrom otizm spektrumunda çocukluk sırasında dil ve davranış gelişimini etkileyen bir rahatsızlıktır. Günümüzde de bu hastalığa Einstein Sendromu adı verilmektedir.

Einstein'ın Beyni Kaç Kiloydu?

Einstein'ın beyni 1230 gram ağırlığındadır. Einstein'ın otopsisi Thomas Stoltz Harvey'in laboratuvarında yapılmıştır. Einstein'ın 1955'teki ölümünden kısa bir süre sonra, Harvey beyni çıkarmış ve 1230 gram olarak tartmıştır. Ancak Einstein'ın beyninin, onun zihinsel yeteneklerini toplum tarafından tartışmalı bir şekilde arttıran başka özellikleri bulunmaktadır. Beynin alt parietal bölgesi, ortalama bir beyindekinden % 15 daha büyüktür. Bazı bilim adamları ayrıca Einstein'ın beyninin sylvian fissür adı verilen anatomik bir yarıktan yoksun olduğunu düşünmektedir. Nörobilimciler, bu özelliklerin Einstein'ın artan matematiksel ve uzamsal akıl yürütme becerilerini açıklayabileceğini düşünmüşlerdir.

Albert Einstein Hangi Ödülleri Almıştır?

Başarıları ile ön plana çıkan Albert Einstein, yaptığı çalışmaları aldığı ödüller ile taçlandırmıştır. Albert Einstein’ın aldığı ödüller şunlardır:

  • Barnard Madalyası: 1920 yılında bilime verdiği hizmet sayesinde almıştır.
  • Nobel Fizik Ödülü: Fotoelektrik etkisini açıklaması sayesinde 1921 yılında Nobel Fizik Ödülü'nü kazanmıştır.
  • Matteucci Madalyası: Fizik alanında çalışıp bilime temel katkılarını ödüllendirmek için 1921 yılında verilmiştir.
  • Copley Madalyası: 1925 yılında Royal Society tarafından bilim insanı olması nedeniyle verilen ödüldür.
  • Max Planck Madalyası: Einstein 1929 yılında fizikteki üstün başarıları nedeniyle bu ödülü almıştır.

Albert Einstein Aile Yaşamı Nasıldır?

Albert Einstein’ın babasının adı Hermann Einstein'dır. Babasının mesleği ise hem mühendis hem de satıcıdır. Annesinin adı Pauline Einstein'dır. Annesi yetenekli bir piyanisttir. Einstein’ın anne ve babası Yahudi kökenlidir. Albert Einstein’ın annesi 20 Şubat 1920’de, babası Hermann Einstein ise 10 Ekim 1902 tarihinde ölmüştür.

Albert Einstein Çocukluğu Nasıl Geçmiştir?

Albert Einstein 14 Mart 1879’da Almanya’nın Ulm kasabasında dünyaya gelmiştir. Albert iki buçuk yaşındayken kız kardeşi Maja dünyaya gelmiştir. Okula başlamadan önce konuşma zorlukları yaşamaya başlamıştır. Konuşma zorlukları çeken Einstein’ın annesi ve babası kaygılanarak onu doktora götürmüşlerdir. Dört beş yaşlarında hasta bir şekilde yataktayken babası neşelendirmek için ona manyetik bir pusula vermiştir. Pusula ibresinin hareketini o yaşta oldukça gizemli bulmuş ve burum kendisinde büyük bir merak uyandırmıştır.

Hermann ve Pauline Einstein çifti, Albert Einstein beş yaşına geldiğinde onu evlerinin yakınlarında daha iyi eğitim verdiğini düşündükleri bir Katolik Hristiyan ilkokuluna yazdırmışlardır. Einstein okula başladıktan sonra okuldaki sıkı disiplinden ve ezberci anlayıştan rahatsız olmaya başlamıştır. Okul ile hoşnutsuzluğuna rağmen yüksek notlar alarak birinci sınıfı atlamış ve çoğu dönem birinci olmuştur.

Einstein’ın annesi Pauline’in isteği doğrultusunda Albert keman derslerine altı yaşında başlayarak on dört yaşına kadar devam etmiştir. Mozart’ın sonatlarını çok beğendiği ve onları çalabilmek için tekniğini geliştirmek istemiştir. Mozart ve Beethoven sonatları çalmaktan hoşlanan Einstein, iyi bir amatör kemancı olmuştur.

Albert Einstein Eşi Kimdir?

Albert Einstein yaşamı boyunca iki evlilik yapmıştır. Bu evlilikler, Mileva Marić ve Elsa Einstein ile yapılmıştır.

Einstein’ın Politeknik'ten sınıf arkadaşı olan Sırp kökenli fizikçi Mileva ile evliliği 1903 yılında başlayıp 1919 yılında sona ermiştir. Albert Einstein ve Mileva’nın evlilikleri 16 yıl sürmüştür. Mileva, 4 Ağustos 1948 tarihinde ölmüştür.

Elsa Einstein Albert Einstein’ın ikinci eşi ve kuzenidir. Elsa Einstein 18 Ocak 1876 tarihinde doğmuş ve 20 Aralık 1936 tarihinde ölmüştür. Albert Einstein ile 1912'de başlayan ilişkileri 2 Haziran 1919'da evlilik ile sonuçlanmıştır. Albert Einstein ve Elsa Einstein’ın evlilikleri 17 yıl sürmüştür.

Albert Einstein Çocukları Kimlerdir?

Albert Einstein’ın Lieserl Einstein, Hans A. Einstein ve Eduard Einstein adında üç çocuğu bulunmaktadır. Einstein’ın evlilik dışı çocuğu bulunmamakla birlikte üç çocuğu da Mileva’dandır.

Einstein’ın Mileva ile evliliğinden olan bu çocuklardan ilki Lieserl Einstein’dır.

Lieserl adı verilen kızlarının akıbeti meçhuldür. Hastalanarak ölmüş veya evlatlık verilmiş olabileceği düşünülmektedir.

Hans A. Einstein 14 Mayıs 1904 tarihinde dünyaya gelmiştir. Hans’ın mesleği, mühendislik ve öğretmenliktir. Mileva Marić ve Albert Einstein'ın ilk oğludur. Sıvının bekletilmesi veya santrifüj edilmesi sonucu dibe çöken maddeler, tortu taşınımı üzerine yaptığı araştırmalarıyla bilinir. Hans Albert Einstein'ın çalışmaları ve koleksiyonları Kaliforniya Üniversitesi'nin Riverside Kütüphanesi'nde tutulmaktadır. Hans, Einstein 26 Temmuz 1973 tarihinde ölmüştür.

Eduard Einstein 28 Temmuz 1910 tarihinde doğmuştur. Albert Einstein'ın ilk eşi Mileva Marić'ten olan ikinci oğludur. Zürih'te öğrenimine başlayan Eduard, yüksek zekâsı ve müziğe olan yeteneği ile ilgi çekmiştir. 1929'da yüksek başarıyla liseyi bitiren Eduard, psikiyatr olmak amacıyla tıp eğitimine başlamıştır.

1930'da 20 yaşındaki Eduard'a şizofreni teşhisi konulmuştur. Öğrenimini yarıda bırakıp Burghölzli Sanatoryumuna yatırılan Eduard, geçirmiş olduğu felç sebebiyle 25 Ekim 1965 tarihinde ölmüştür.

Albert Einstein Ne Zaman ve Neden Öldü?

18 Nisan 1955’te, Albert Einstein iç kanama geçirmiştir. İsrail’in kuruluşunun yedinci yıl dönümü nedeniyle bir televizyon konuşmasının taslağını hazırlamıştır ama bu çalışmasını bitiremeden hayatını kaybetmiştir. 76 yaşında, New Jersey’de bulunan Princeton Hastanesi’nde gece saat 01.55'te yaşamını yitirmiştir.

Albert Einstein'ın Beyninin Çalınması

Albert Einstein’ın otopsisi sırasında Princeton Hastanesi patolojisti Thomas Stoltz Harvey o gece nöbettedir. Einstein'ın ölüm nedenini belirlemek için beyni kafatasından çıkardıktan sonra kendi kendine "Bu dünyamız hakkında her şeyi değiştiren beyindir." demiştir. Einstein öldükten sonra vücudunun putlaştırılarak tapılmasını istememiştir. Fikirlerine ve bilime olan katkısına odaklanması gerektiğine inanmıştır. Bunun için ailesi tarafından öldükten sonra yakılması fikri ortaya atılmıştır. Harvey bedeni yakılması için hazırlamıştır. Beyni ise kendi sefer tasına koyarak evine götürmüştür. Böylece Einstein'ın beyni çalınmıştır.

Albert Einstein'ın Beyni Çalındıktan Ne Kadar Sonra Bulundu?

Albert Einstein’ın beyni çalındıktan 53 yıl sonra, çalındığı hastaneye geri getirilmiştir. Einstein'ın ölüm nedenini belirlemek için beyni kafatasından çıkardıktan sonra "Bu dünyamız hakkında her şeyi değiştiren beyindir." diyerek beyni bilimsel araştırmalarda kullanmak isteyen ve sefer tasına koyup eve götüren Princeton Hastanesi patolojisti Harvey, beyni vermek istememiştir. Beyni çalınan Einstein'ın ailesi şoka girmiştir. Hükûmet yetkileri ve Harvey'in meslektaşları ise çileden çıkmıştır. Herkes beynin iade edilmesini istemiş ancak Harvey bunu kabul etmemiştir. Bu nedenle de işinden olmuştur.

H2: Albert Einstein Sözleri

Albert Einstein, 20. yüzyılın en etkili fizikçisidir. Gelmiş geçmiş en ünlü bilim insanlarından olduğu kabul edilmektedir. Einstein’ın sözleri de insanlar tarafından değer görmektedir. Albert Einstein’ın sözlerinden bazıları aşağıdadır:

  • Few are those who see with their own eyes and feel with their own hearts (Kendi gözleriyle gören ve kendi kalpleriyle hisseden çok az kişi vardır.)
  • Imagination is more important than knowledge. Knowledge is limited. Imagination encircles the world. Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Bilgi sınırlıdır. Hayal gücü dünyayı kuşatır.
  • Unthinking respect for authority is the greatest enemy of truth. (Otoriteye düşüncesizce saygı, gerçeğin en büyük düşmanıdır.)
  • Try not to become a man of success, but rather try to become a man of value. (Başarılı bir adam olmaya değil, değerli bir adam olmaya çalışın.)
  • Life is like riding a bicycle. To keep your balance you must keep moving. (Hayat bir bisiklete binmek gibidir. Dengenizi korumak için hareket etmeye devam etmelisiniz.)
  • Great spirits have always encountered violent opposition from mediocre minds. (Büyük ruhlar her zaman vasat beyinlerin şiddetli muhalefetiyle karşılaşmıştır.)
  • I would teach peace rather than war. I would inculcate love rather than hate. (Savaş yerine barışı öğretirdim. Nefret yerine sevgiyi aşılardım.)
  • I believe in intuitions and inspirations. I sometimes feel that I am right. I do not know that I am. (Sezgilere ve ilhamlara inanırım. Bazen haklı olduğumu hissediyorum. Olduğumu bilmiyorum.)
  • Look deep into nature, and then you will understand everything better. (Doğanın derinliklerine bakın, o zaman her şeyi daha iyi anlayacaksınız.)
  • All religions, arts and sciences are branches of the same tree. (Bütün dinler, sanatlar ve bilimler aynı ağacın dallarıdır.)

Einstein'ın Ünlü Fotoğrafı

Einstein'ın pek çok fotoğrafı bulunmaktadır. Ancak dilini çıkarmış olduğu kadar ikonik olan çok az fotoğraf vardır. Einstein'ın bu ikonik fotoğrafı, 14 Mart 1951'de 72. doğum gününde United Press International haber kanalı fotoğrafçısı Art Sasse tarafından çekilmiştir. Bu meşhur fotoğraf, bir hikâyeye sahiptir. Bilim adamı, fotoğrafçılarla dolup taşan Princeton Üniversitesi'ndeki 72. doğum günü partisinden çıkmıştır ve anlaşılır bir şekilde bütün gece gülümsemekten bıkmıştır. O etkinlikten ayrılıp Princeton Üniversitesi İleri Araştırmalar Enstitüsü'nün eski başkanı Dr. Frank Aydelotte ile Aydelotte'un karısı Marie Jeanette arasındaki bir arabanın arka koltuğuna bindiğinde bir başka gazeteci ve fotoğrafçı kalabalığı ilerlemiştir. Einstein hiç havasında değildir. Efsaneye göre, "Yeter!" diye bağırmış ama önemsenmemiştir. Öfkelenen Einstein kalabalığa dilini çıkarıp sonra hemen arkasını dönmüştür. O esnada Art Sasse, bu fotoğrafı yakalamıştır.

Einstein'ın Atatürk'e Mektubu

Einstein Almanya'da doğmuş bir Yahudi olarak Nazilerin yükselişi, iktidarı ve Holokost döneminde yaşamıştır. Bu nedenle ABD'ye göç etmiş ve büyük bir Nazi karşıtı görüş geliştirmiştir. Bilim adamlarına Nazi baskısının artması üzerine 1933 yılında Atatürk'e yazarak Türkiye'ye kabul edilmelerini istemiştir.

Einstein’ın mektubuna Atatürk'ün yanıtı ise şöyledir: "İktidardaki hükümetin politikası gereği Almanya’da bilimsel ve tıbbi çalışmalarını yerine getiremeyen 40 profesör ve doktorun Türkiye’ye kabulünü dileyen mektubunuzu aldım. Bu beylerin hükümetimiz kuruluşlarında bir yıl ücretsiz çalışmayı kabul ettiklerini gördüm. Teklifiniz çok çekici olmasına rağmen ülkemiz kanun ve nizamları gereği size olumlu cevap verme imkanı göremiyorum. Saygıdeğer profesör, bildiğiniz gibi şu anda 40’tan fazla profesör ve doktor istihdam etmiş durumdayız. Çoğu benzer nitelik ve kapasitede olan bu şahıslar da aynı politik şartlar altındadırlar. Bu profesör ve doktorlar burada geçerli kanun ve şartlar altında çalışmayı kabul etmişlerdir. Şimdiki halde, çeşitli kültür, dil ve kökenlerden gelmiş üyelerle çok hassas bir oluşum geliştirmeye çalışıyoruz. O nedenle içinde bulunduğumuz şartlar gereği daha fazla personel istihdam etmemizin mümkün olmadığını üzülerek bildiririm."

Einstein'ın Elektrik Bilimine Katkısı Nedir?

Einstein, elektrik bilimine fotoelektrik etki ile katkı sağlamıştır. Einstein'ın fotoelektrik etkisi teorisi, üzerine ışık parladığında metalden elektron emisyonlarını tartışır. Bilim adamları bu fenomeni gözlemlemişler ancak bulguyu Maxwell'in ışık dalga teorisi ile bağdaştıramamışlardır. Foton teorisi, bu fenomenin anlaşılmasına yardımcı olmuştur. Işık bir nesneye çarptığında, fotoelektron olarak kabul ettiği bir elektron emisyonu olduğunu teoriye dökmüştür. Bu model, güneş pillerinin nasıl çalıştığının temelini oluşturmuştur. Işık, atomların bir akım oluşturan elektronları serbest bırakmasına ve böylece elektrik üretmesine neden olmuştur.

Einstein ve Fotoelektrik Etkisi

Fotoelektrik etki, ışık gibi elektromanyetik radyasyon bir malzemeye çarptığında elektronların emisyonudur. Bu şekilde yayılan elektronlara fotoelektron denir. Bu etki atomların, moleküllerin ve katıların özellikleri hakkında çıkarımlar yapmak için yoğun madde fiziği, katı hal ve kuantum kimyasında incelenir. Fotoelektrik etki, hassas zamanlanmış ışık algılama ve elektron emisyonu için özelleşmiş elektronik cihazlarda kullanılmıştır.

Deneysel sonuçlar, sürekli ışık dalgalarının enerjiyi elektronlara aktardığını ve bu dalgaların yeterli enerji biriktirdiğinde yayılacağını öngören klasik elektromanyetizma ile aynı fikirde değildir. Işığın yoğunluğundaki bir değişiklik, teorik olarak yayılan elektronların kinetik enerjisini değiştirecek ve yeterince loş ışıkla gecikmeli bir emisyona neden olacaktır. Deneysel sonuçlar ise ışığın yoğunluğuna veya maruz kalma süresine bakılmaksızın yalnızca ışık belirli bir frekansı aştığında elektronların yerinden çıktığını göstermektedir. Yüksek yoğunluktaki düşük frekanslı bir ışın, ışığın enerjisi sürekli bir dalgadan gelme ihtimalinin olacağı gibi, fotoelektron üretmek için gereken enerjiyi oluşturamayacağı için, Albert Einstein bir ışık demetinin uzayda yayılan bir dalga olmadığını öne sürmüştür. Bu model, güneş pillerinin nasıl çalıştığının temelini oluşturmuştur. Işık, atomların bir akım oluşturan elektronları serbest bırakmasına ve böylece elektrik üretmesine neden olmuştur.

Einstein'ın Babası Elektrik Şirketi Sahibi miydi?

Einstein’ın ailesi 1880 yazında Münih’e taşınmıştır. Münih’te babası ile amcası Jakob bir elektrik şirketi kurmuşlardır. Elektrik ile ilgilenen Hermann, Einstein dört beş yaşlarında hasta bir şekilde yataktayken onu neşelendirmek için manyetik bir pusula vermiştir. Pusulanın ibresinin hareketini oldukça gizemli ve etkileyici bulmuş, kendisinde büyük bir merak uyandırmıştır. Böylece bilime erken bir giriş yapmıştır.

Einstein, Heinrich Weber'in Elektroteknik Derslerini Neden Beğenmemişti?

Einstein, Politeknik Üniversitesi Profesörü Heinrich Weber’in elektroteknik laboratuvarı dersini almıştır. Einstein Weber’in fiziğe giriş derslerini beğense de daha ileri fizik konularındaki derslerini yetersiz bulmuştur. Einstein bu dönemde saygı sınırlarını aşmış ve ukala olmaya başlamıştır. Einstein, bu tavrının cezasını mezuniyet sonrası çekmiştir. Weber, Einstein’ın üniversitede istediği akademik noktaya ulaşmasına engel olmuştur. Weber’in elektrik ve manyetizma derslerinden hayal kırıklığına uğrayan Einstein, bu konuları kendi başına çalışmaya karar vermiştir.

Albert Einstein Işık Hızı İle İlgili Neyi Keşfetmiştir?

Albert Einstein özel görelilik teorisinde ışık hızı ile ilgili bir keşif yapmıştır. İvmelenmeyen tüm gözlemciler için fizik yasalarının aynı olduğunu belirleyerek bir gözlemcinin hareket hızı ne olursa olsun, ışığın boşluktaki hızının aynı olduğunu göstermiştir.

İzafiyet teorisinde ise cisim zamanla, zaman cisimle, hareket mekanla, mekan hareketle, yani hepsi birbiriyle bir bağlantı içindedir. İzafiyet teorisi ışık hızının her yerde aynı olduğundan bahseder. İzafiyet teorisi ışık hızından daha hızlı bir cisim olamayacağını söyler.

Diğer Sayfalar